Bayrampaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Kenan Kırali ile Yapılan Röportaj

Nasıl bir lise hayatı yaşadınız ?
Lise hayatı tabi bize göre; dolu, zevkli ve herkesin hayalindeki gibiydi. Trabzon’da Sürmene Lisesi’nde okudum. Kalabalık bir okul değildi ve bizim dönemimizde ki, öğretmen öğrenci ilişkisi, bugüne nazaran daha farklıydı. Ben, sosyal bir öğrenciydim; tiyatro kulübü, müzik grubu, bando takımı olsun, benim olmadığım yer yoktu. Birçok noktasında bulunduğum için, gayet renkli ve sevilen, arkadaşlar arasında belli bir yeri olan bir öğrencilik geçirdim.

Eğitim, öğretim noktasında; İstanbul ile diğer iller arasındaki gençlerde, farklı bir bakış açıları var mı ?
Anadolu’da; insanlar komşularını, birbirlerini çok iyi tanıdıkları için, otokontrol sağlayabiliyorlar, mahalle baskısı bir bakıma bahsettiğim. Fakat İstanbul’da komşusunu tanıyan kimse yok, birbirine selam dahi vermiyor komşular. Bir selam gelse, bu sefer şüphe doğuruyor karşısındakinin gözünde.
Halbu ki selam, karşındakine; benden sana kötülük gelmez, benden emin olabilirsiniz, mesajını taşır. Birbirlerini kontrol edemediği için İstanbul’da insanlar; kötülük yapıp, hiç üstlenmeden gezebiliyorlar. O bakımdan Anadolu’da öğretmene olan saygı, daha bir önde duruyor. Yine de buna nazaran, İstanbul’da da bir çok imkan var, gerçi teknolojinin gelişmesiyle; Anadolu’da bir genç internet sayesinde bu imkanlara ulaşabiliyor. Bütün başarılar, sizin gayretinize bağlı şeyler. Ayrıca; Anadolu’da sınıflar İstanbul gibi kalabalık da değil. Türkiye’de ki en kalabalık sınıflaşma burada var, tabi öğretmenin sınıfa hakimiyetini de çok etkiliyor bu. Kalabalık olunca da; öğretmen iletişim kuramıyor çocukla, derdini anlayamıyor. Onun ailesini tanıyamıyor, koşullarından bi haber yaşıyor. Bütün bunlar; o çocuğun üzerinde ki kararların, doğru alınamamasına sebep oluyor.

Lisede bu denli aktif bir öğrenci olarak siz, şuan ki gençlerin sosyalleşmeleri için neler önerirsiniz ?
Bütün okul müdürlerine, toplantılarda söylüyorum. Eğer gençleri siz değerlendiremezseniz, boş bırakırsanız; başkaları değerlendirir. Geçen hafta; rehber öğretmenler ve idarecilere, madde bağımlılığıyla ilgili bir seminer verdim. O seminerde; Japonya’da madde bağımlısı sıfır, başka ülkelerde şöyle vs.. Adam nasıl çözüyor bu sorunu; öğrencinin devamsızlığını takip ediyor, onu hiç başıboş bırakmıyor. Sportif, sanatsal, sosyal etkinliklerle okul sonrasında da onu meşgul kılıyor ve başkalarının onu zehirlemesine fırsat vermiyor. O yüzden okullarımız, boş zamanları sanatsal kültürel ve sporsal faaliyetlerle doldurmalıdırlar. Okul bu zamanları gerektiği gibi dolduramıyorsa, aileler dışarıda bu etkinliklerin içinde tutmak zorunda, öğrencilerimizi. Hele ki; öğrenci çok başarılı değilse, ya da bir faaliyete karşı istekli değilse; kötülüklerin kancasına takılma ihtimali artıyor. Yine de unutmayalım ki; her insanın kabiliyetli olduğu bir iş vardır. Önemli olan onu keşfetmesine o kişinin, yardımcı olmaktır. Saolsun, Büyükşehir Belediye Başkanı; bir çok okulumuza spor salonu yaptırdı. Tam gün eğitim yapan okullarımızda bile, saat 3’te eğitim bitiyor. Hava kararıyor 8.30’da. 5 saat bir kış günü demektir. Çocuk dışarda kalıyor, bu süreyi bir meşguliyetle değerlendirmiyorsa, birileri ona kancayı takacak demektir. Salonda 25-30 kişi, o günü geçirmesini bilecektir; ki bir kişiyi dahi sokaktan beri-almak, kazançtır. Aksi halde sosyalleşemezse, enerjiyi bir yerde harcayacak o çocuk; ne edecek, nereye gidecek? Bunların yaşanmaması için; müziktir, spordur, sanattır, folklördür.. Bir şekilde o çocukları tutacak, ve sizin kontrolünüzde onları faydalı bir hale getireceksiziniz. Tedbirlerinizi alacak ve eğiteceksiniz.